Blog

Kitap Demek

Ikra'bismi rabbikellezî halak. (Oku! Yaratan Rabbinin adi ile oku.) 
Böyle buyruluyordu yüce kitapta. İlk emir oku diye gelmişti. Dinimiz okumaya büyük önem veriyordu. Okumaktı her şeyin ilki. Okumayan bilemezdi. Okumayan ne yapabilirdi ki. İslam’ı iyi yaşamak ve anlatmak için oku demişti, kendini geliştir ve vatanına, ailene değer kat diye oku demişti… 
Beyin okuyarak beslenir ve bilgileri güçlenir. Okuyup bilgi sahibi olan birisi tıpkı bir pusula gibi insanlara yol gösterir. Okumanın ne yaşı ne de zamanı vardır. İnsan isteği her zaman bir şeyler okuyabilir. Yeter ki okumayı gerçekten istesin ama okuma hevesi öncelikle insanın kendi içinde olmalıdır.Okumak illaki bir kitap bitirmek demek değildir. Okumak bazen bir kitap olur bazen bir gazete bazen de bir takvim yaprağı… 
Bazılarımızın evinde raflar dolusu kitaplar var. Ne mutlu onlara ki evlerine küçük bir kütüphane kurmuşlar ama ne acı bir durum ki o kitaplıktaki kitaplar sadece duruyor. Bir kitaba yapılacak en büyük kötülük onu yırtmak karalamak değildir onu okumamaktır. Alıyorsunuz birçok kitabı diziyorsunuz raflarınıza ne güzel duruyorlar ortama ne güzel bir manzara katıyorlar. Gelenler bakıyor ‘vay be diyor ne güzel bir kitaplık ve birçok kitap var. Demek ki kitap okumayı seven birisi…’ Kitaplar ne zamandan beri okumak dışında başka amaçlar için kullanılır oldu mesela gösteriş amaçlı veya süs amaçlı. Kıraathaneleri bilirsiniz hani şu içinde okey, batak oynan yerler var ya neden onlara kıraathane dendiğini hiç araştırdınız mı? Ben söyleyim eskiden Osmanlı zamanında kıraathanelerde oyun oynanmazdı oturup çay içilir, sohbet edilir ve kitap okunurdu. Evet, yanlış duymadınız kıraathane müşterilerinin okumaları için kitap, gazete ve dergi bulunduran, geniş, temiz ve iyi döşenmiş kahvehane demektir. Maalesef bir tek bu tanımdakiler 
yapılmıyor o mekânlarda.Peki, diyeceksiniz ki şimdi tamam kıraathanelerde böyle bir şey yok ama onların yerlerini dolduracak kütüphanelerimiz var. 
Peki, bir soru soruyorum Türkiye’de neden her kasabada, her ilçede hatta en küçük bir köyde bile en az üç, dört tane kahvehane bulunurken 81 ilde sayısı bir ildeki toplam kahvehane sayısını geçmeyecek kadar kütüphane var? 
Cevap: okumayı hala alışkanlık edememiş bir toplum, okumayı eziyet gören bir toplum…
Soruyorsunuz kitap okuyor musunuz diye hayır boş vaktim olmuyor diyor. Kitap okumak boş vakit etkinliği midir? Kitap okumak için vaktimiz boşa mı çıkması gerekiyor. Ee tabi boş vakit kalmaz ki Pazartesi ayrı Salı ayrı Cuma ayrı her gün ayrı bir diziniz var değil mi yani şimdi onları izlemek varken kitap da neymiş. 
Kitap nedir diye sorsan gelecek cevaplar şunlardır: içinde yazılar olan belli bir konuyu anlatan veya bir hikayeleştirilmiş olayın olduğu yazı dizisi. Hayır! Kitap hayattır… “Bir kitabi okuduğunuz da yorulursunuz çünkü birçok hayatı bir arada yaşarsınız.” Kitap bilgidir… Bir kitabı okuduğunuzda sizde bıraktığı mutlaka bir şey vardır. Kitap dosttur… Dışarıda onca sahte ve garip yaşanmışlıklara rağmen insan bazen sadece kitaplara sarılmak ve orada yaşamak ister. Kitap sıcaklıktır… 
Bazen hayattan sıkıldığınızda açıp okuyunca sizi alır götürür, kendi sıcaklığında ısıtır yüreğinizi. Kitap her şeydir… Bazen insanın sevgilisi yerine bile geçerken bazen bir tarih öğretmeni kadar iyi bazen de bir sinema filmi kadar güzeldir. Kitap, geçmişle gelecek arasında yıkılmaz köprüler kuran,kültürü genç kuşaklara aktaran, bize yaşamımız boyunca en güzel ve verimli arkadaşlık eden çok kıymetli hazinelerdir.
Kitap okumak zamanımızı bilime ve öğrenmeye ayırıp bizlere faydalı olmasının yanı sıra boş işlerden ve tembellikten de alıkoyar. İnsanlar kitaplar sayesinde gidip göremedikleri yerleri tanıma fırsatı bulur. Dünyayı gezecek imkânı bulamayabiliriz ama kitaplar sayesinde tüm dünyayı gezebiliriz. Kitaplar bize çok çeşitli ülkelerden ve çok farklı kültürlerden insanlarla arkadaş 
olma imkânı sunar. Bir kişi bir topluma girdiğinde önce dış görünüşü itibarini belirlese de kişiyi itibarlı kılan asıl bilgisidir ki bunda da okumanın payı birinci sıradadır.